|

2009-2010 PROJE TABANLI BECERİ YARIŞMASI SONUÇLANDI Müdürlüğümüz Proje ekibinin hazırlamış olduğu #Bir Yemeni Hikâyesi# projesi, Proje Tabanlı Beceri Yarışmasında, 9 proje arasından il ikincisi oldu. Kursiyerlerimiz Özlem TUZLU ve Sevim ÇAKMAK, Proje Danışmanı ve Rehber Öğretmen Nesrin GÜLER’in koordinatörlüğünde Proje çalışmalarına hazırlandılar. Safranbolu nun tarihinde önemli yer tutan Yemeni Sanatını yeniden canlandırarak hayat vermeyi amaçlayan proje, yeni tasarım ve çağdaş çizgilerle toplumun ve Turistlerin istifadesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Proje ile ilgili bilgiler: 2009-2010 PROJE TABANLI BECERİ YARIŞMASI BİR YEMENİ HİKÂYESİ YARIŞMA GURUBU: Moda Tasarımı YARIŞMA ALANI: Ayakkabı ve Saraciye Teknolojisi Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu SAFRANBOLU Çalışmayı Yapan Proje Ekibi (EKİM 2009) PROJE DANIŞMANI : Nesrin GÜLER - El Sanatları Tek.Öğrt. : İsmail ULUKAYA - Saya Ustası : Emine ATICI - Görsel Sanatlar/Resim PROJEYİ HAZIRLAYAN : Özlem TUZLU - Kursiyer : Sevim ÇAKMAK - Kursiyer FOTOGRAF : Hüseyin KARATAŞ - Müdür Yardımcısı ANİMASYON DÜZENLEME : Ali BAYKALA - Sınıf Öğretmeni
[Bir Yemeni Hikayesi Proje sunusunu indirebilirsiniz]
Yemeni, üstü kırmızı ya da siyah deriden tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir. Yemeni yurdumuzun diğer yörelerinde yazmaya verilen ad olmasına karşılık, yöremizde ayağa giyilen bir çeşit ayakkabıya verilen addır. Safranbolu'nun en önemli üretimi deri ve deri eşyadır. Safranbolu'da dericiliğin ne zaman başladığını bilmiyoruz. Bu işe çok uygun Tabakhane Deresi vadisinin hem doğal yapısı hem de tabaklamakta kullanılan su kaynağı atık suyun kolay atılabilmesi pis koku ve görünümlerin esas kenti etkilememesi açısından belki de çok eskiden beri tabaklığa ayrıldığını söyleyebiliriz. 1890 yıllarında ise Safranbolu’da 84 tabakhane bulunmakta ve kentin nüfusu 7500 civarında idi. Dericilik çok yoğun bir üretim koluydu. Safranbolu'daki yemeniciliğin ne kadar etkin olduğu Kurtuluş Savaşı'nda ordunun ihtiyacı olan 50 bin Yemeninin, 8600’ünün Safranbolulu Yemeni Ustalarınca karşılanmış olmasından anlaşılabilir. 1924'te yayınlanan Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odasının kitapçığında yüze yakın tabakhanede 415 kişinin çalıştığı; yemenici kunduracı dikici olarak 430 kişinin olduğu; sahtiyan manda gönü siyah ve beyaz vakete kösele olarak 84.600 Osmanlı lirası ihracat yapıldığı ifade edilmektedir. Yemeni diken dükkân sahibi dikiciler arasta denilen çarşıda toplanmışlardı. Arastada 46 dükkân yer alır. Çok küçük olan bu dükkânların her birinde 3-5 kişi çalışırdı. Yemeni yapımında taban olarak; tabaklanmış sığır ve manda derisinden yapılan ve “gön” ismi verilen deri kullanılırdı. Yemeninin bize, Halep’ten oraya da Yemen’den geçtiği bilinmektedir. İlk defa Yemen Ekber adında birisi tarafından yapılmasından dolayı bu adı aldığı söylenir. Oldukça sağlıklı bir ayakkabı olan yemeniyi, diğer ayakkabılardan ayıran özellik, taban ile yüzünün birleştiği yerin tamamı ile dikişli ve dönme olmasıdır. Yani yemeni önce dikilmekte, sonra çevrilerek içi dışına getirilmekte ve asıl giyiniş şeklini almaktadır. Diğer bir özelliği ökçesiz oluşudur. Tabaklanmış oğlak derisinden yapılan sızı kayışı, yemeninin sahtiyan ile meşin kısmını birleştirmeye yarar. Yemeninin dikiminde kullanılan iplik ise gön sızı veya saya ipliğidir. Bu ipliğin, gön ve meşin içinde kolayca geçmesi ve zaman içinde çürümemesi için ipe balmumu sürülür. Yemeninin yüzündeki sahtiyan ile iç kısmındaki meşin, sızı ile birbirine dikildikten sonra kalan kısmını yapıştırmaya yarayan maddeye “çiriş” adı verilir. Çiriş su ile yoğrulup hamur haline getirilerek kullanılır. Şimdi seyirlik olan bu otantik ayakkabı oldukça sağlıklı bir giysi olup kışın ayağı sıcak, yazın serin tutar. Yemeninin, önce saya çalışmaları yapılır. Gerekli özenin gösterilmediği yemeniler, ayakta düzgün durmaz ve şık görünmez. Yemeni Ustası, Yemeninin “Kıyılık” denilen kenar kısmını itina ile dikmekte. Yemeniler Numaralarına uygun kalıplara çivilerin yardımıyla gerilir, arzu edilen şekli alması sağlanır ve biçimlendirilir Yeminin taban köselesi düzeltilir. İtina ile becerikli ellerde dikilir. Kurtuluş savaşında cephede savaşan Türk askerlerinin ayakkabı ihtiyacını da karşılayan Yemeni ustaları gece gündüz sadece günde 1 saat dinlenme ve tuvalet ile yiyecek ihtiyaçları dışında işi bırakmadan aylarca çalıştıkları belirtildi. Böylece askerlerimizin savaşta çıplak ayakla kalmalarını önlemiş oldular. Daha sonra ayakkabı üretiminin fabrikasyona dönmesi nedeniyle, Safranbolu’daki yemeni ustaları tek tek fabrikasyon ayakkabılara yenik düşerek tezgâhlarını kapamak zorunda kaldılar. Yüzyıl başında üretilen yemeni türleri şunlardı: Kadın ayakkabıları, küçükten büyüğe: zenne, zelgerde. Erkek ayakkabıları, küçükten büyüğe: lorta, ürüzger, ulu ayak. Ayrıca mes ve süm süm mes yapılırdı. Üretilen yemeniler daha çok dışarıdan gelen kavaflara satılır. Bunlar çok sayıda hayvan ve denklerle Safranbolu’ya gelirler. Dikiciler cumartesi günü öğleden sonra, ürettikleri yemenileri sepetlere koyarlar ve alıcılara toptan verirler. Alıcılar çoğunlukla iki haftada bir gelir. Dikiciler sabahlara kadar süren uğraşlarına rağmen ancak geçinmişler, zengin olamamışlardır. Tabak ile kasım ayından kasım ayına hesaplaşırlar. Daha önce para kullanılmaz. Safranbolu'daki yemeniciliğin ne kadar etkin olduğu Kurtuluş Savaşı'nda ordu ihtiyacı bir bölümünü karşılamış olmasından anlaşılabilir. 1923'te 15.000 Osmanlı lirası değerinde kundura çevre köy ve kasabalara satılmaktadır. MALZEMELER : KIRMIZI DERİ, SİYAH DERİ, TABAN KÖSELESİ, İÇ KÖSELE(TABAN ASTARI), YAPIŞTIRMA İLACI, İLAÇ KULLANMA KUTUSU, 522 MONTE ÇİVİSİ, İÇ ASTAR MEŞİN, KUNDURACI BIÇAĞI, EĞE, ÖRS, ÇEKİÇ(KUNDURACI ÇEKİCİ), PARÇA İPİ(7 KAT), YEMENİCİ İĞNESİ(25'LİK), DANALYA, YEMENİ KALIPLAMA DEMİRİ(KAŞIK), KERPETEN, TERPOM, YEMENİCİ MUŞTASI, BAL MUMU, KESİM TAHTASI(5 METRE), TIĞ SAPI, SAPLI TIĞ, KALIP(ÇİFT), FREZE, SOLÜSYON, KESİM BIÇAĞI, SAYA, MAKİNASI(31KA/18, MAKAS, İNCE KIYILIKLIK(RENKLİ), İNCE KIYILIKLIK (SİYAH), TRAŞ BIÇAĞI
Diğer resimleri görmek için tıklayınız... |